
2. Etkinlik: "BALAT" - 17 aralık Pazar
poetica
merhaba...
Gerçekleştireceğimiz bu ikinci etkinliğimizde, Fener-Balat tarihi ve kültürel mirasını keşfetmeyi hedefliyoruz... bununla birlikte yerleşik halkın yaşamsal farklılıkları ve geçmişten gelen tarihi dokusuyla birlikte farklı bir renk sunacağını ümid ederek, insan-portre çalışmaları yapmayı hedefliyoruz...
Tarih boyunca ağırlıklı olarak Musevilerin, özellikle de "Sefaradim" diye adlandırılan İspanyol Musevileri'nin yaşadığı bir merkez olarak bilinmektedir. Musevilerin dışında Rumlar, Ermeniler ve Türkler de Balat'ta yaşamışlardır. Semtte yaşayan bu dört ayrı grubun dinsel ve kültürel izleri Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin küçük birer örneği olarak karşımıza çıkar. Balat'ta özellikle Ortodoks Rumlar'ın kiliselerine, ayazmalarına ve okullarına rastlamak mümkündür.
Bu tarihi semt bugün ise Türkler'in yoğunlukta olduğu fakir bir yerleşim bölgesi durumunda. Semtte bugün için azınlık nüfusa rastlamak pek mümkün değil. Eskiden Rum, Ermeni ve Musevilerin yaşadığı ve üç katlı cumbalı evlerde hala ayakta ancak pek çoğu bakımsız.
İstanbul’un en eski semtlerinden biri olan Balat, Haliç’in Güney kıyılarında Fener ve Ayvansaray arasında yer alır. Coğrafi konumu, tarihsel özellikleri, demografik yapısı itibariyle Tarihi Yarımada içinde önemli bir yeri olan Balat’ın, Bizans’tan günümüze sahip olduğu kozmopolit kültürü dikkat çekicidir. uzun yıllar bu çok kültürlülüğü içinde barındırması münasebetiyle, kültürel ve mimari yapı da nasibini bundan fazlasıyla almıştır... bu açıdan gezilecek ve görülecek yerler fazlasıyla olacaktır...
Gezimiz, (17 aralık - pazar) günü yapılacaktır...
güzergâh, bu tip gezilerde genellikle değişebiliyor... istikametimiz balat... bu arada elimizdeki tarihi verilere dayanarak belli mekanları muhakkak ziyaret etmeyi planlıyoruz... bununla birlikte ara sokaklara dalış yapıp, değişik kareler de yakalamayı ümid ediyoruz... gezide birbirine yakın tarihi mekanlara öncelik vermek birincil hedef, vakit kazanma açısından... sonrasında sokaklar, insanlar, portreler üzerinde çalışmalar yapılabilir... tabii bu arada, yine insanlar olacak, yine bir çok kareler yakalanacak... yani, kısacası verimli bir gün yaşayacağımızı düşünüyorum fotoğraf açısından... ayrıca neşeli ve zevkli geçeceğini de belirtmeye gerek yok sanırım:)
katılımcı arkadaşlarımızın, iletişim güçlüğü yaşamaması açısından, gerekli gördükleri takdirde iletişim bilgilerini, varsa GSM numaralarını;
fk@ariktekin.com
mail adreslerine bildirmeleri rica olunur...
düzenleyeceğimiz 2. etkinliğimizde görüşmek üzere
esen kalın...
fotoğraf kıraathanesi
şimdi balat ile alakalı kısa bilgiler verelim:
* * * *
BALAT TARİHİ
Balat'ın tarihi, özellikle Musevi mahallesi olarak Bizanslılara kadar dayanmaktadır. Osmanlılar döneminde de Yahudi yerleşmesi olan Balat; mimari yapısı, içinde bulunan kilise ve sinagogları, esnafı, hamamı ve çarşısıyla sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan İstanbul'un yaşayan semtlerinin başında gelmiştir.
Museviler için Balat bölgesinin her zaman tarihi bir önemi olmuştur. Bunun nedeni, yüzyıllardan beri İstanbul'a göç eden veya sürgün olan bütün Musevilerin buraya yerleşerek kendi aralarında kaynaşmalarıdır. Böylece her yüzyılda olduğu gibi fetihten sonra da Makedonya'dan ve İspanya'dan göç eden Museviler bu semte yerleşmişlerdir.
Fatih vakfiyesine göre Balat'a ilk yerleştirilenler, Makedonya-Kastorio'dan getirilen 100 kadar fakir Musevi ailesidir. Aileler geldikleri semtin adını taşıyan Kastorya Sinagogu’nu inşa edip çevresine yerleşmişlerdir. İstanbul bundan sonra Museviler için bir yerleşme yeri olmaya devam etmiştir. 1492'de İspanya'dan, 1497'de Portekiz'den ve İtalya'dan Balat semtine gelen Museviler; Geruş, Neve Şalom, Messina ve Montias Sinagogları’nı kurmuşlardır. 1599'da Rodos’tan gelenlerin bir kısmının yine Balat'a yerleştikleri görülmüştür. 1660'taki büyük yangına kadar Eminönü bölgesinde Bahçekapı, Tahtakale ve Yemiş İskelesi'nde oturdukları bilinen Museviler de bu yangından sonra Balat'a yerleştirilmişlerdir.
Böylece 17. yüzyıldan itibaren, daha önceleri Bizans Musevisi Romaniyotların ağırlıkta oldukları Balat'ta, diğer Musevi grupların da katılmasıyla etkin bir cemaat oluşmuş ve zaman içinde cemaatler birbirine karışmıştır.
Balat, Fatih devri sonrası kayıtlarda mescitsiz bir mahalle olarak bilinir. 16. yüzyılda mahalle adı semt ismine dönüşüp Karabaş ve Molla Aşki Mahalleleri’ni de içine almıştır. Zamanla buralarda Müslümanlar da yerleşmeye başlamış, camiler, mescitler, tekkeler kurulmuştur. Balat'ın en ünlü tekkesi Sünbül Tekkesi idi.
Balat'ın en parlak dönemi 17. yüzyıldır. Semt 18. ve 19. yüzyıllarda giderek önemini yitirmiştir. Bu değişimin nedenleri olarak; bölgeyi büyük ölçüde etkileyen Haliç kıyılarındaki ticari canlılığın azalması, 1894 depremi, ardarda çıkan yangınlar gösterilebilir. Hasköy, Ortaköy, Kuzguncuk ve özellikle Galata ve Pera'nın daha nitelikli yerleşme alanları olarak çekiciliğinin artmasıyla halkın Balat'ı terk etme süreci başlamıştır.
19. yüzyılda, İstanbul'un Altıncı Daire-i Belediye sınırları içinde kalan Balat'ta her biri bir haham tarafından yönetilen 7 dinsel grup ya da cemaat vardır. 19. yüzyıl tarihli haritalarda Dış Balat, Tahta Minare, Karabaş, Du bek, İç Balat, Kasturya ve İstipol çevre leri ve Ayvansaray'ın üstlerine doğru Lonca Mahallesi'nde, Musevi ağırlıklı bir halk yaşıyordu. İstanbul'un 19. kapısı olan Balatkapı'nın dış ta rafında Musevilerin, iç tarafında ise çe şitli cemaatlere mensup kalabalık bir halk kesiminin oturduğu bilinmektedir.
Balat'ta Bizanslılar ve Osmanlılar dönemlerine ait birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Balat, özellikle sinagogları, kiliseleriyle bilinmektedir. Bunlar Balat’ın ünlü sinagoglarından Hevra, Selaniko, Eliav, Neve Şalom, Yanbol, Veria, Ahrida ve Fener bölgesinde Çana Sinagogu’dur. Bu yapılardan gü nümüze sadece Yanbol ve Ahrida Sina gogları kalmıştır. Ayrıca Çarşı Hamamı, Tahta Minare Hamamı, Ferruh Kethüda Camii, Hoca Kasım Günani Mescidi, Molla Aşki Mescidi, Yusuf Şücaüddin Camii, Ayios Dimitrios Rum Kilisesi, Surp Hreşdagabet Ermeni Kilisesi de bu kesimdedir. 19. yüzyılda sık sık adı geçen Dubek ve Lonca Mahalleleri’ndeki önemli yapılar arasında Pol Ya şan, Pol Hadaş Sinagogları, Alliance Isra Elite Okulu, Or-Ahayim Musevi Hasta nesi yer almaktaydı. Bunlardan pek azı günümüze dek kalabilmiştir
Balat'ta eserler
Balat Camii (Ferruh Kethüda Camii)
Balat semtinin Molla Aşki Mahallesi’nde, Mahkemealtı Caddesi’nde kurulmuştur. Caminin tasarımının Koca Sinan’a ait olduğu bilinmektedir. Günümüze dek ulaşan, tevhidhane olarak kullanılan cami; tekke bölümü, mahkeme binası ve çeşmesiyle birlikte küçük bir külliyenin çekirdeğini teşkil eder.
Balat İskele Camii (Yusuf Şücaeddin Cami)
Balatkapısı’nın dışında, Karabaş Mahallesi’nde, Vapur İskele Sokağı’nda bulunan kagir bir mabettir. Fatih Sultan Mehmed zamanında inşa edilmiş, 1892 yılında Karabaş Mahallesi’nde çıkan bir yangında zarar görmüş ve yenilenip bugünkü halini almıştır. Yapının duvarları kagir olup yapı fevkanidir. Camiye güney cephesinden girilmekte, sol tarafında çeşme, sağ tarafında cami deposu bulunmaktadır. Caminin giriş katı yarıya kadar fayans ve mermerden oluşup, abdest almak için musluklar bulunmaktadır.
Draman Camii
Draman yokuşu üzerinde, bugün Balat’ın en işlek caddesi üzerindedir. Caminin arkasında Çarşamba'nın, Beyceğiz'in, Derviş Ali Mahallesi’nin evleri sıralanır.
Hoca Kasım Günani Mescidi
Fatih Sultan Mehmed döneminde inşa edilmiş Hoca Kasım Günani Mescidi, üzerinde yazılan kitabesine göre II. Mahmud döneminde tamir görmüştür. Cami fevkani olup, kagir duvarlar üzerine ahşap konsolların taşıdığı dışarı taşkın bir yapısı vardır, dikdörtgen biçimde pencereleri bulunmaktadır. Duvarlar kalem işlemeleriyle süslüdür.
Kilise ve sinagoglar
Balatkapı İoannes Prodromos Metokhion Kilisesi
Haliç kıyısında, Balat Köprübaşı Mevkii’nde, İskele arkasında, doğuda Balat İskelesi Caddesi ile Mürsel Paşa Caddesi arasında yer almaktadır. Kilisenin tarihi 14. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Kilise 1583 tarihli Tryphon Listesi 'nde yer alır. Kilisenin 1640 yılında yandığı, 1686 yılında ise Rus büyükelçisinin yardımı ile yeniden inşa edildiği bilinmektedir. Kilise yaklaşık üç yüz yıldan beri Sina Dağı’ndaki Hagia Aikaterine Manastırı’nın metokhionudur. Batıda, kuzey nef hizasındaki girişin üstünde, taştan, enlemesine dikdörtgen kitabe yer alır. Kitabe çökertme tekniğinde, yedi satır ve Yunanca’dır. Kilise bazikal plan tipindedir. Üç nefli naos, doğusunda nefler hizasında içte yarım yuvarlak üç apsis ile sınırlıdır. Örtü sistemi ahşaptır. Apsislerin örtüsü içte yarım kubbedir. Kilisede kullanılan motifler sedef kakma bitkisel bezeli olup tasvirlerde kullanılan malzeme yağlıboyadır.
Balatkapı Panagia Balinou Kilisesi
Haliç'te Balat ile Ayvansaray arasında, Mahkemealtı Caddesi üzerindedir. Kilisenin tarihi 16. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanmaktadır. Kilise 1583 tarihli Tryphon, 1604 tarihli Paterakis ve 1669 tarihli Thomas Smith listesinde yer alır. İlk kitabesi, 1833 tarihli olup naosa açılan girişin alınlık zemininde bulunmaktadır, boyama tekniği kullanılmıştır. İkinci kitabesi 1843 yılına ait nartekste eksendeki girişin güney yanında, beyaz mermerden kare şeklindedir. Üçüncü kitabesi 1877 tarihli, batı cephesi ekseninde, girişin üstünde taştandır. Dört numaralı kitabesi 1912 tarihli apsisteki eksenindeki pencerenin alınlık zemininde bulunur, üç satırdır, boyama tekniği ile yapılmıştır. Beşinci kitabesi ise kuzey ayazmayı sınırlayan kemerin üst batı köşesinde gri mermerden olup dikdörtgen biçimindedir. Kilise doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Doğuda eksende, dışta yarım yuvarlak apsis çıkıntı yapar. Yapı iki yüzlü kırma çatı ile örtülüdür. Apsisin örtüsü yarım konik çatıdır. Yapı bazikal plan tipindedir. Kilisede bulunan tasvirlerin malzemesi yağlıboyadır.
Balatkapı Taksiarkhes Kilisesi
Balatkapı semtinde Ayan Caddesi üzerindedir. Kilise 1583 tarihli Tryphon listesinde ve 1604 tarihli Paterakis listesinde yer almaktadır. Kilise 1730 yılı yangınında zarar görmüştür. Kitabesi Patrik I. Konstantios döneminde, 1833 tarihinde restore edilmiştir. Kitabe batı ekseninde, giriş üstünde beyaz mermerden enlemesine dikdörtgendir. Kilise doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup bazikal plan tipindedir. Kilisenin doğusunda üç nefi kapsayan ahşap ikonostasis, oyma ve aplikasyon tekniğinde geometrik ve bitkisel motiflerle bezelidir. Kilisede bulunan tasvirlerin malzemesi yağlıboyadır.
Surp Hreşdogabed Kilisesi
Balatkapı’dan 500 metre uzaklıktaki mahallenin iç tarafındadır. İstanbul'un bilinen kiliselerinden olan ve eskiden Bulgar Mahallesi’nde bulunan kilise, 16. yüzyılda Ayios Eustratios adlı bir Rum Ortodoks Kilisesi iken 1627 yılında Ermenilere geçmiş, aynı yıl Bursalı Isdeponos tarafından takdis edilmiştir. Kilise ana mihrabın arkasındaki duvar kitabesine göre 1628'de onarılmıştır.
Aghia Strati Kilisesi
Kilise, Kasım Günani Mahallesi’ndedir. 14. yüzyılda “Aghios Nikolaos” adıyla bilinirken 17. yüzyılda bu adı almıştır. 1640 yılında Balat yangınında büyük zarar görmüş, yeniden yapılmış, daha sonra 1728 yılında tekrar yangında yanmıştır. 1833 yılında külliye yeniden tamir edilmiştir.
Sveti Stefan Kilisesi (Demir Kilise)
Haliç boyunca Fener’den Balat’a doğru giderken sağ kolda, Mürsel Paşa Caddesi ile Balat Vapur İskelesi Caddesi arasında, cephesi bezemelerle dolu bir kilise görülür. Bulgarca “sveti” sözcüğü, Türkçe’de “aziz” anlamına gelmektedir. Sveti Stefan Kilisesi ilginç bir yapıdır, çünkü malzeme olarak baştan aşağı demirle inşa edilmiştir. Bu nedenle eskiden beri “Demir Kilise” olarak da anılmaktadır. En başta, taşıyıcı strüktürü, yani iskeleti çeşitli biçim ve boyutlarda çelik profillerden oluşturulmuştur. Ama iş bununla kalmamıştır, yapının dış cephelerinde yer alan elemanlar da demirdendir. Bütün dış duvar kaplamaları, pilastrlar (gömme ayaklar) ve pilastr başlıkları, pencere doğramaları, kapı kanatları, kemerle, saçak silmeleri, çatı, çatının kenarı boyunca uzanan parapet (korkuluk) duvarı ile bunun üzerindeki babalar, çan kulesi, bu kulenin dört yanındaki dört balkon ve cephelerdeki çeşitli kabartma bezemeler, inanılması gerçekten güç ama, sadece demirden yapılmıştır. İç mekana gelince, duvarlar, merdivenler, bütün kolonlar ve kolon başlıkları yine demirdendir. Yalnız daha görkemli bir görünüm sağlamak amacıyla, girişte ve ana mekanda duvarların ve kolonların üstleri renkli mermer levhalarla kaplanmıştır. Kilisenin 19. yüzyılın sonlarında, hemen tümüyle prefabrik olarak Viyana’da üretilmiş olması da ilginçtir. Daha sonra yapının bütün parçaları İstanbul’a taşınmış, arsada önceden hazırlanmış olan temelin üzerine monte edilmiştir. Dünyanın ilk demir döküm kilisesidir. Sv. Stefan Kilisesi’nin ilgi çekici bir başka noktası da Bulgarların Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparak bağımsız bir devlet kurmak için yürüttükleri mücadelede siyasal simge olması, bağımsız bir Bulgar Ortodoks Kilisesi kurma çabalarına sahne olmasıdır. Yani Rum Patrikhanesi’ne bağlı olan Bulgar Eksarhanesi kurma girişimleriyle yakından ilişkilidir.
Kasturya Sinagogu
Balat'ta Püsküllü ve Kürkçü Çeşme Sokakları’nın birleştiği yerde bulunur. İlk yerleşen Musevilerin geldikleri Makedonya'nın Kasturiya kentinden ismini almaktadır. Sinagog 1453 yılında açılmıştır, kapasitesi 150 kişiliktir. Günümüze kadar kalabilen bir tek giriş kapısı olan eser, 1801 yılında onarım görmüş, 1935 yılında elektriğe kavuşmuştur.
İstipol (Estipol) Sinagogu
Makedonya'nın İştip kentinden gelen Yahudilerin Kasım Günani Sokak’ta inşa ettiği bir sinagog olup, ahşap yapısı demir bir kapıyla korunur. Sinagog vitrayları ile ilgi çekicidir. 1889 yılında tamirden geçirilmiştir, günümüzde harabe şeklindedir.
Pul Yaşan Sinagogu
Sinagogun diğer adı Poli Yaşan'dır. Anlamı "eski şehir"dir. Bizanslılardan kalma olan bu sinagog 1890 yılında yanmış ve 1902 yılında tekrar inşa edilmiştir.
Geruş Sinagogu
Balat'ta, İspanya'dan uzaklaştırılmış Yahudilerin bulunduğu 30 evli bir mahallede yer alıyordu. Diğer adı “Geruş Sefarad” olan sinagog, 1890 yılı yangınında kül olmuştur.
Sığrı (Sigiri) Sinagogu
Fatih Sultan Mehmed zamanında inşa edildiği düşünülür, diğer adı Selanik Sinagogu'dur. Demir Hisar Caddesi'nin Fener çıkışında bulunur. 1836 yılında bakım görmüş, bugün ise harabe halindedir.
Kal Kadoş Eliyahu Sinagogu
Demirhisar Caddesi’ndeki sinagogdan günümüze, sadece üzerinde ismi yazan duvarı kalmıştır.
Yanbol Sinagogu
Bulgaristan'ın Yanbolu kentinden gelen Yahudiler tarafından kurulduğu bilinmektedir. Balat'ın Lapçıncılar Sokağı’nda bulunan sinagog geçirdiği yangınlar sonucu 17. ve 18. yüzyılda yeniden inşa edilmiştir. Tahta tavanındaki süslemeler 19. yüzyılın izlerini taşımakta da olup, bugün ibadete kapalıdır.
Veria Sinagogu
Bizans devrinde Makedonya’nın Veria şehrinden gelen Yahudiler tarafından Duriye Sokağı’nda Yanbol Sinagogu yanına inşa edilmiştir. Sinagog 19. yüzyılda bir yangında tamamen yok olmuştur.
Çana Sinagogu
Çiçekli Bostan Sokağı’ndan Vodina Sokağı’na giderken yol üzerinde bulunmaktadır. Bizans'tan Osmanlı'ya bırakılan bu sinagog vitraylarıyla bilinmekteydi. Onarım sırasında duvarlarına ve diğer yapıları zarar görmüştür.
Hevra Sinagogu
Balat semtinin sayısız sinagoglarından biridir, 1874 yılı yangınında kül olmuştur.
Balat'ta Yahudi Mezarlığı
Balat'ın kuzey kısmına düşen Eğrikapı Mezarlığı'nın Balat'ın yerleşim tarihinde özel bir yeri vardır. Burada, 1840'lara dek bir Musevi mezarlığı bulun maktaydı. Ancak bu tarihlerden sonra, bu mezarlıkta yer kalmaması nedeniyle, Hasköy'deki mezarlık kullanılmaya baş lamıştır.
Balat'ta hamamlar
Tahta Minare Hamamı
Hızır Çavuş Mahallesi’nde olup, Osmanlı sadrazamı olan Ragıp Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Sultan Hamamı
Avcı Bey Mahallesi’nde olup, II. Bayezid'ın kızı Hatice Sultan tarafından yaptırılmıştır.
Balat Hamamı
Molla Aşki Mahallesi’nde Kanuni Sultan Süleyman döneminde Ferruh Ağa tarafından yapılmış, “Çavuş Hamamı” olarak da bilinmektedir, fakat bu tamamen yanlıştır. Balatkapı'nın tam karşısında bulunması, Fatih evkafından olan Balatkapı Hamamı ile aynı yapı olduğu fikrini çok kuvvetlendirmektedir. Bugün mevcut olan hamamın Fatih Sultan Mehmed dönemine ait olduğu kesindir. Süsleme sanatının hiçbir özelliği bulunmayan hamam, yüksek pencereli dikdörtgen yapısı, mermer döşeli içi, içinde bulunan havuz şeklindeki kurnası ile hiçbir hamamda görülmeyen mimari özellikleri dikkat çeker. Hamam 1871 yılında hamamlar için düzenlenmiş nizamnameye göre birinci sınıf hamamlar arasında yer alır. İstanbul'un en eski hamamıdır.
Balat'ta çeşmeler
Tahta Minare Hamamı’nın yanında Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaptırılan bir çeşme bulunmaktadır. Yusuf Şücaeddin Mescidi’nin yanında yer alan çeşme II. Mahmud'un çuhadarbaşısı Bekir Efendi’nin kızı Hafize Hanım tarafından 1826 yılında yapılmıştır.
*****************************************************************************************************************************